ANLATAMIYORUM

Sen;
birbaşınalığına bırakmadan önce
bu kenti,
yazmazdım bulutlu havasını
dağlar büyümezdi gözlerimde
ve sormazdım denizler
neden mavidir diye…

Ellerin vardı, geceye
köprü kuran ellerin
varıncaya dek sabaha
kıvrımlarında düşlenirdim.

Bir kokun vardı senin
şuna benzerdi;
-mevsimleri sarsan gökçiçeği-
için için çekmezsem
yağmurlar göçerdi ömrümden.

Ölümden düşerdim
tutunmasam saçlarındaki yamaçlara
ve korkusundan da
bilirsin, hovarda bir uçurumdu senin gözlerin.

Sesinse, kırsal vakitlerde esişen
uysal bir orman’ın,
yol gösteren ferahlığını
işaret ederdi
duyduğumda.

Milyonkere çığlık atardım
tıpkı bir çocuk gibi,tıpkı
kaybettiği sevinçlerini bulup
avuç avuç toplayan çocuk gibi.

Anlatamıyorum,
olmayışına
kelimeleri yetiremediğim gibi.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !